Kayıtlar

Ruhsuzluğuna

Bakışları zehir, gülüşü hüsran Ruhsuzluğu ruhuma zehir Benliğime hakaret... Bakışları donuklaşır, gözleri mânasız Duygulara aldanma diye sayıklar Yalanlarla harmanlananlardan uzak Gözden uzak, gönüle yakın Sessizliği buhran dolu, sözleri mânasız Saliseler arasında kalmayı arzulatan bakışları Sözleriyle kilometreler sığdırır...

Habersiz

 Ölse dudaklarının arasında her bir kelime, bitirirdi alevliğin dinginliğini... Ölüm kokar yalnızlık.. arasında yakarışlar. İki dudak arasından çıkan yıkıcı kelimeler, yüreği hedef alırdı. Çıkardığı yangından habersiz. Gözler parlardı yangının arasında.. maviliğini korurken.. gökyüzü kırmızı siyah arasında gidip gelen renklere bürünürken kalbinin içinden geçtiğinden habersiz.  Deniz kokardı mazideki yüreği.. yeşerirdi. Yangınlara maruz kalacağından habersiz...

Yıldızlar Mıdır?

 Yıldızlar mıdır bizi çağıran, bizi aşka kavuşturan.. sevdayla ruhumuzu kenetleyen, yıldızlar mıdır kalbi mühürleyen? Nedir bu hissiyat, nedir bu kürkçü dükkanı sevgisi? Aklı başında sevdalar unutulur mu ya da unutulmalı.. maziye gömülü kalıp sulamamalı. Yeşertmemeli o eskileri.. günaşırı olmamalı, sevda saklanmalı. Yürek midir sevdayı cezalandıran, nedir bu hissiyat?  Zihinde dönüp dolaşan cevaplanmayan her sorunun verdiğı dağınıklıkla uykuya mı dalmalı yoksa gecenin verdiği ağır hislerle baş mı etmeli? Şöyle söylemişti denizimsi 'gündüzleri egolar, geceleri duygular konuşur.'  Konuşulmayan, unutulup giden duyguların çıkmaz sokaktan farksız oluşuyla yapayalnız kalınan o ân. Senelerin su misali akıp geçtiği sırada momentum etkisi bırakır mı? Momentum (zamanlama) bazı doğrular yanlış zamanda olduğunda ve doğru zaman geldiğinde momentumla baş edilebilecek midir?  Soruların havada kalmasının verdiği özgürlükle ruh cevapları arar mı dersin? 

Ruhlar Arasında

Ruhum ansızın kaybolur aşk kokan tenha sokaklarda.. arar seni içten içe bilinmezliğe sürüklendiğini bile bile. Adımlarını sakinlikle atarken, kalbinin ne denli çarptığını, ruhunun onun ruhuyla buluşacağı umuduyla kavrulurken dışının deniz misali oluşu... Ruhlar kaderdeki insanla yüzyıllar öncesinden sevişirken bedenlerin acıya hapsolması.. o doludizgin keder. Ay ışığı altında kurulan hayaller. Yüreği paramparça eden kilometrelerce uzaklık. İmkansızlığa sürüklenen zihinlerdeki çıkmaz sokak. Kara bulutları aydınlığa çeviren o tatlı güler yüz ve ötesi. Bedenlerin evveliyatında, ruhların rüyalarda kavuştuğu, tutkuyla harmanlanan rüyalar arasında bir yerde.. bir ışık hüzmesinde.. Denizimsi masum bakan gözlerine kanma, yalanlarla harmanlanan ruhunu saklamak adına oynadığı oyundan başka bir şey değildi.